Hem eğitim veren hem de “sürekli öğrenme”nin büyük fanı olan ben, bir süredir video içerik sunan öğrenme platformlarında bir şey öğrenmeye çalışırken acı çektiğimi farkettim.
Bir videoda 3-5 dakikadan fazla kalamıyorum.
İzlediğim şeyi mümkünse 2x hızda tüketmek gibi bir eğilimim var.
Bilgisayar ekranındaysam genelde telefonla scrolling de oluyor eşzamanlı
Bir bilgiye kapıldıysam onu başka sekmelerde araştırmaya devam edip detaylarda kaybolabiliyorum.
Şimdi böyle sıralayınca 2010’ların başından kalma “multitasking” perilerim geri mi geldi, yoksa 2.395.342nci vaka olarak ADHD şüphesiyle bir psikiyatra mı başvursam emin olamadım. Yorumlarda buluşalım?
Şaka bir yana, işin teknik tarafı önemli. Video eğitim platformlarına saygımız sonsuz 🙂 İK’cılar olarak severiz; pratiktir, geniş kütüphanesi ile çeşitlilik sağlar, zorunlu konuları aktarmak için idealdir. Raporlarımızda Adam/Saat eğitim metriklerini de hoş gösterir (bunu geçen gün bir dost ile sohbet esnasında yeniden hatırlamış oldum, okuyorsa bu yazıyı selam olsun kendisine 🙂 )
Her değerlendirmenin içinde bir “ama” var, bu yazının da aması geliyor:
Aslında online eğitim ile yaptığımız şey bir “input” yaratmak. Adam/saat verisi artırmak, bazı başlıklarda “ön hazırlık” yaptıran içerikler, fiziksel ve mali kısıtlar…
Ama öğrenmek aslında bir “output” konusu. Yani davranış değişikliği.
Gözlem → Soyut Kavramsallaştırma → Deneme → Uygulama
Online video/e-learning genelde sadece “soyut kavramsallaştırma” aşamasında kalıyor. Ne somut bir deneyim var ne de gerçek ortamda deneme-yanılma. Yetişkin öğrenme özünde “yapa yapa öğrenme” — pasif izleme bunun yerini tutmuyor.
Yüz yüze eğitimin en güçlü tarafı içerik değil, genelde tartışma, itiraz,bağ kurma hali. “bizde bu neden olmuyor” diyaloğu. Online ortamda bu ya hiç yok ya da yapay.
Eğitim literatüründe klasik bir bulgu: öğrenilenin işe transfer oranı zaten düşük (Baldwin & Ford’un çalışmalarından beri bilinen bir sorun), ama bu oran online’da daha da düşüyor çünkü:
Yöneticinin koçluk/pekiştirme rolü devre dışı kalıyor
Eğitim sonrası “şimdi bunu nasıl uygulayacağız” konuşması yapılmıyor
Unutma eğrisi online’da daha hızlı işliyor çünkü tekrar/pratik mekanizması zayıf
Ofis/ev ortamında online eğitim genelde “arka planda açık, mail de kontrol ediliyor” şeklinde tüketiliyor. Yüz yüze eğitimin fiziksel izolasyonu (telefon kapalı, oda başka) dikkat disiplinini zorluyor; online’da bu disiplin kişiye kalıyor.
LMS’lerdeki “%92 tamamlama oranı” gibi metrikler genelde “video açık kaldı” anlamına geliyor. Bu da adam/saat verisinin kaynağı — kolayca ölçülebilen (saat, tamamlama) şey öne çıkıyor, ölçülmesi zor olan (davranış değişikliği, iş sonucu) geri planda kalıyor.
Kurumsal online kütüphaneler (Udemy Business, LinkedIn Learning vb.) jenerik içerik sunuyor; Türk kurumsal ortamının kendine özgü dinamikleri (hiyerarşi kültürü, OKR’ın sahadaki direnci gibi) bu genel içeriklerde karşılık bulmuyor.
Zorunlu online modüller “check the box” davranışına dönüşüyor çünkü içsel motivasyon tetiklenmiyor — yetişkin öğrenmesinde kritik olan “bunun bana nasıl faydası var” sorusuna online format cevap vermekte zayıf kalıyor.
Nerede işe yarıyor?
Standart bilgi aktarımı, uyum/compliance eğitimleri, ön hazırlık (flipped classroom modeli — kavramı önceden online ver, pratiği yüz yüze/canlı yap) gibi düşük karmaşalı, tekrarlanabilir içerikte online güçlü.
Nerede zayıf kalıyor?
Davranış değişikliği gerektiren, liderlik/iletişim gibi karmaşık karar verme becerisi gerektiren konularda.
